Gazete Alternatif   140 x 120 Reklam Alanı
Anasayfa | Hakkımızda | Künye| İletişim | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle
Bugün : 30 Temmuz 2010, Cuma Yıl : 13 Sayı : 4958
* Çanda Kitap Okuma Günü  |  * Çanda Tarla Yangını  |  * Kale Grubu, 53 Yaşında...  |  * Kale Grubunun 53. Kuruluş Yıl Dönümü Sünnet İle Başladı  |  * Bakan Özaktan Çanakkaleye İzci Kampı Müjdesi  |  * Pehlivanlar Köy Düğününde Güreşti  |  * Çan Belediye Başkanı Kuzudan Ankara Ziyareti  |  * Çanda Yarı Olimpik Modern Yüzme Havuzu  |  * Çan Taşıyıcılar Lojistik Kooperatifine 80 Tonluk Kantar  |  * Çan MYOdan Emniyet Mensuplarına İletişim Semineri  |  * Eski Mezunlara Plaketli Çağrı  |  * Çan Belediyesinden Geyikli Seferleri  |  * Çan Belediyesinden Kandil Lokması  |  * Çan Kaymakamı Gözenden Berat Kandili Mesajı  |  * Çan Belediye Başkanı Kuzudan Berat Kandili Mesajı  |  * Belediyeden Öğrencilere Ücretsiz Tercih ve Danışmanlık Hizmeti  |  * Çan Belediyesi Kömür Satışına Başladı  |  * Kale Grubu, 53üncü Yılını Kutluyor  |  * Semedeli Göletine 12 Bin Adet Yavru Balık  |  * Çan Fen Lisesi, Eğitim Öğretime Başladı  |  

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Benim Sevgili Hırsızlarım

Okunma  Yazar : Şuayip Odabaşı
Okunma  Okunma : 134
Tarih  Tarih : 18 Ocak 2010 23:17

11 Punto 13 Punto 15 Punto 17 Punto

Yenice’de geceleri bile birçok bakkalın, marketin, nalburun malzemeleri kaldırımın üstünde durur.
Kilitsiz, örtüsüz.
Bekçisiz.
Kimse çalmaz(!)dı.
“Bu bir gösteriş mi, göz boyamaca mı” bilemiyorum
Bu, “Yenice’de hırsız yoktur” anlamı taşır mı? Taşımaz mı?
Emin değilim.
Zira Yenice’de, “o biçim hırsızlıklar” oluyor.
Hem de parmak ısırtan, profesyonel hırsızlıklar…
Birde şöyle sorayım.
“Yenice, güvenli yaşanan bir yer midir?
Gece, bir manavın vitrin camları kırılıyorsa…
Bir oto galerinin önündeki taksilerin camları tuz buz ediliyorsa…
Yazmaktan hoşlanmadığım, daha birçok çirkin şeyler oluyorsa…
Yenice’nin, “güvenli bir yer” olup olmadığından emin değilim.
Kusura bakmayın.
Emin değilim.
Şüphelerim var.
*
Hırsızlık; “alınteri dökmeden, emek harcamadan” birilerinin değerli/değersiz mallarını almaktır.
Çalınan şeyin, küçüklüğü büyüklüğü önemli değil.
İnsanları mağdur etmektir, hırsızlık. Yerine, göre iflas ettirmektir. Yaşantısını bozmaktır, dürüst insanların.
Bu bir suçtur.
Suçtan öte, bir ahlaksızlıktır.
Yasaları, bir yana bırakalım.
Bizim “ahlaki değerlerimiz, gelenek ve göreneklerimiz” hırsızlığı onaylamaz. Hırsızları ve hırsızlığı hoş karşılamaz.
Ne yazık ki; “hırsızlık” toplumun kanayan bir yarasıdır günümüzde.
Ülkemizin, dört bir yanında kanayan bir yara.
Kanser gibi, iyileşmeyen bir yara.
Bazıları, zevk için çalar.
Kolayca köşe dönmek için çalar kimisi.
Kimisi de zorunluluktan çalar.
Aç ise, ekmek çalar.
Baklava çalar, zevkinden.
Eğer hırsızlık alışkanlık olmuşsa, çalar da çalar.
Kısacası, “yükte hafif, pahada ağır” ne varsa götürür.
Gazetelerde okur, televizyonlarda görürsünüz.
Hırsız çaldıklarını bir gecede tüketir. Yine çalar. Yine tüketir. Yine çalar.
Gelir dağılımında uçurumlar varsa, bitecek diye beklemeyin hırsızlık olaylarını.
İşsizlik barsa beklemeyin, hırsızlık bitecek diye.
Hele birde hırsızlık davranışa dönüşmüşse, tedavisi yoktur.
Hırsızın elinden, trilyonlar gelir geçer doymaz. Dokuz karınlıdır, soysuzlar.
Havuduyla yerler deveyi, “başka yok mu?” diye aranırlar.
Hırsızlık, “kronik bir alışkanlık” olmuşsa tedavisi yoktur.
Ben, kendi ilçemi örnek verdim. “Çuvaldızı kendime, iğneyi size batırdım”
Kusura bakmayın.
Ancak, bizim ülkemizin her yerinde var hırsızlık. Bir kaç yıl önce kapkaç modaydı.
Dünyanın her yerinde var bu olumsuz davranış.
**
İbretlik hırsızlıklar yapanlar var.
İstanbul’da kredi kartı yüzünden birine haciz gelmiş. Adam çaresiz, gitmiş PTT şubesine, kredi borcu kadar parayı gasp etmiş. Adam bulunamamış hala. PTT’ye olan bir şey yok. Parayı çaldıran memur taksitle ödeyecekmiş, çaldırdığı parayı.
Güler misin, ağlar mısın?
*
Birde çok zeki bu hırsızlar. Fantezi de yapıyor herifler.
Hırsızlar, yan yana iki komşu evi soymuşlar. İki komşunun eşlerini soyup birbirlerinin yatak odalarında uygunsuz bırakmışlar. Ayıldığında komşusunun eşi ile kendisini aynı yatakta bulan adam, kendi eşinin de komşusunun yatağında olduğunu görünce, nasıl davacı olur?
*
Yenice’de, hırsızlıktan çok kişinin canı yandı.
Sanayide, yedek parça dükkânları soyuldu.
Bir parçacı dükkânı, iki ay arayla iki defa soyuldu.
Hırsızlar küçük, hafif ve pahalı parçaları toplayıp gittiler.
Hiçbir ipucu bulunamadı.
Sarrafları soydular, gören olmadı.
Adamlar, çarşının göbeğinde, kamyonu yanaştırıp beyaz eşyaları yükleyip gitti. Kimsenin ruhu duymadı.
Tekel bayilerine dadananlar, sigara, rakı şarap bırakmadı. Gören yok.
Daha ilginç, hırsızlıklarda var.
Adam tarlasına ceviz fidanı dikmiş.
Bir ay sonra gitmiş tarlasına. Cevizleri kontrol etmeye. Tarlada dikili bir ceviz fidanı kalmamış.
Ceviz fidanlarını çalmışlar.
Nasıl?
Bir vatandaş, arabasının çalındığını arkadaşı ile tesadüfen karşılaşınca öğreniyor.
Çarşının içinde, kontak anahtarını arabanın üstünde bırakırsanız, birisi size sürpriz yapabilir.
Ya da iki dakikalık bir iş için kapıları kapatmada ayrılırsanız aracınızdan, dönüşte alışveriş poşetlerini bulamayabilirsiniz.
“Olmaz olmaz” demeyin. Vallahi oluyor.
Hırsızlar, teknik olarak ta geliştiriyorlar kendilerini.
**
Yenice’ye, dışarıdan hırsızlık yapmaya gelenlerde oluyor.
Bohçacılar. Tabii her bohçacı hırsız değildir. Dürüst olanlar, gocunmasın.
Ne yazık ki, “taktik” bu.
Bu bohçacılar tarla bağ bahçe işlerinin çıktığı günlerde yada orak biçme zamanı gelirler.
Dağılırlar köylere.
Çalarlar kapıları.
“Huuuu Hanım! Boçacı geldiiiiii. Örtlerim var. Avlülerim var. Amam takımlarım vaaarr” diye bağırırlar. Evden ses veren yoksa, evin işi bitti demektir.
Bazı bohçacılarda, fal bakarlar. Evdeki kadının zafiyetlerinden yararlanıp, evdeki altını salkımı çarpıp giderler.
Son zamanlarda ihtiyarların tansiyonunu ölçen, yaşlı teyzeleri çarpan, yeni bir hırsız ve yankesici türü çıktı piyasaya.
Vallahi hırsızlarda gelişimlere ayak uydurup, yeni tekniklerle veriyorlar masum insanlara tırpanı.
Bankamatikten para çekmesini beceremeyen yaşlıların, emeklilerin şifrelerini öğrenip işi bitiriyorlar.
Yenice’de yaşanan bir bankamatik hırsızlığı şöyle olmuş.
Maaş zamanı bankanın önünde bekleyen hırsız, gelen ihtiyarları gözlüyor. İhtiyar gelince bankamatiğin başında oyalanıyor. İhtiyar işi biten kişiye kartını verip şifresini söylüyor. Hırsız kartı kontrol ediyor. Kartı çıkarıyor. Kaşla göz arası geçersiz bir kartı ihtiyara veriyor. Parayı öğleden sonra ya da yarın çekeceksin diyor. İhtiyar oradan ayrılınca gelip parayı çekiyor. Arada bul, “Sarı Çizmeli Mehmet Ağayı”
Bu yazıyı okuyanlar, “çevrenizdeki yaşlı kişileri uyarınız”
Kısacası; “tanımadığınız kişilere, kartınızı ve şifrenizi vermeyiniz”
**
“Gülmece gibi” olacak ama, birazda Yenice’de ve köylerinde olmuş hırsızlıkları yazalım.

Çakır Köyü’nde bir arkadaş, yol üstündeki tarlasına beş koyun kapatmış. Akşam gittiğinde bulamamış. Bu güne kadar görende olmamış.
Bekten Köyü’nde bulunan tek keçi sürüsünü gece yattıkları yerden yükleyip gitmişler. Sürüyü bir daha gören olmamış. Sürü sahibi azıcık terelelli durumları yaşamış. Geri gelen yok.
Seyvan Köyü altındaki asfaltta, koyunlarını eve getiren dedeyi takmayan hırsızlar, iki koyunu taksiye atıp gitmişler. Dedeciğim, bakmış kalmış.
Biz sarrafı, yan dükkâna telefona çağıran hırsız sarrafı lafa tutarken öteki hırsız sarraf dükkânını soğana çevirmiş.
Bir müşterinin istediklerini almak için dışarı çıkan bakkalın para kasası tamtakır kalmış.
İlçe Milli Eğitime alınan bilgisayarlar, (4 sene önce) ertesi gece çalındı. Pencereden giren hırsızlar, hiç iz bırakmadan, sırra kadem bastılar. Sonuç yok.
Yenice’de camilerden halı çalmak bir zamanlar modaydı. Camiden halı çalamayan hırsızlar darılıyordu.
Okullara giren hırsızlar; bilgisayarları, ya da tüketim kooperatifin paralarını götürüyorlardı. Hiçbir şey bulamazlarsa, çikolata ve bisküvileri aşırıyorlardı.
Saymakla bitmez.
Daha birçok hırsızlık.
Gizlenen hırsızlıklarda var.
Adam, “beni soydular” diyemiyor.
“Hırsız utanmıyor. Soyulan utanıyor”
Bu hayat, böyle bir şey işte.
**
Bu yılın en ilginç hırsızlığı (bence): Trakya’da olan bir hırsızlık. Adam tarlasında buğdayını kontrol ediyor. Biçme zamanı gelmiş. Üç gün sonra, biçerdöverle tarlaya gidiyor. 200 dönüm tarla biçilmiş.Tarlada sadece anız var.
Kim biçti?
Belli değil.
Gören var mı?
Yok
Nasıl, bir iş bu?
Bu, yeni tarz bir hırsızlık.
**
Son yıllarda, Yenice’nin içinde, genelde “müstakil evlere” çok hırsız girdiği bilinen bir gerçek.
Mahallede, kahvelerde ve de çoğunlukla kadınlar arasında konuşuluyor bu durumlar.
Soyulan insan çok.
“Hiç yakalanan yok”
Hayret ki, hayret!
Falancanın, bilgisayarı çalınmış.
Birisinin evinde bir şey bulamamışlar. Mutfakta yemek yemişler.
Bilmem kimin, altınları gitmiş.
Adamın yatakları arasındaki paraları götürmüşler.
Bu anlattıklarım, sizlere kurmaca gelebilir.
Eski Yenice’de, birisinin evde sakladığı 15 bin lirası gitti.
Kışlalar Mahallesi’nde, birisinin altınları uçtu.
Bir başkasının, bilgisayarı ve paraları.
İsimleri bende saklı.
**
Evinize gelen yabancılara, bohçacılara, pazarlamacılara, tansiyon ölçenlere dikkat edin.
Kim gelirse tanımadık, dikkat edin. Her ikram edileni yemeyin. Tanımadığınız kişilerin ikramlarını kesinlikle kabul etmeyin. Sundukları kokuları koklamayın.
Yoksa sizi ters yüz ederler.
Her yönden, cıscıbıldak ortada kalırsınız.
**
Ben de,“Kelimeler çalıp, yeni cümleler” kuruyorum.
Yeni cümleler kurmaya gerek yok.
Yenice’de hırsızlık olmaz(!)
Bazı mallar yer değiştirir.
“Yenice yaşanacak yerdir” ve de “doğa olarak bir harikadır”
Doğayı kirleten insanlar, kirletmeye doymuyorlar.
Hırsızlık yaparak daha başka biçimlerde de kirlilik yapıyorlar.
Toplumu kirletiyorlar.
Kirlenme, ışık hızıyla devam ediyor.
Eğer ki; “gördüklerimizi, duyduklarımızı bizler saklıyorsak” engel olmuyorsak, “bu kirliliğe bizde ortak oluyoruz” demektir.
Bahane bulmak, “züğürt tesellisidir”
“Gerçeklerin üstünü örtmek” Suça ortak olmaktır.
Herkes kafasını kumdan çıkarsın. Devekuşu değil, insanız.
Hiç kimse gocunmasın.
Yenice’de hırsızlık var.
Hırsızlar var.
“İster kabul edin, ister kabul etmeyin”
Ben var diyeyim.
“İster inanın, ister inanmayın”
Paşa gönlünüz bilir.
Bir gün ayağınızdan, pantolonunuzu çalarlarsa…
“Demedi demeyin!”
Ey okuyucu, sende dikkat et.
Benim yaşadığım yerde hırsızlık olmaz deyip de, yan gelip yatma.
Adamın kendisini çalarlar bu devirde.
Boyarlar.
Aynanın karşısına geçirip, yine kendisine satarlar kendisini.
Devir çok bozuldu çooook!


Şuayip ODABAŞI
sodabasi-57@hotmail.com
(Emeğe Saygı-Tüm Hakları Saklıdır-Bu köşe yazısı çoğaltılamaz ve kopyalanamaz)
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et

SON DAKİKA HABERLERİ

Şaban Karakaya Şaban Karakaya
Yeni Bir Yıl, Yeni Bir Umut...
Şuayip Odabaşı Şuayip Odabaşı
Bizim Gaplar Galeyli
Gülgün Yazıcı Gülgün Yazıcı
Anadolu İnsanının İslam Anlayışı
Mesut Yazıcı Mesut Yazıcı
Bugün Türkiye'de Arapça Öğrenmek Mümkün Değil, Neden ?
Bilal Karaaslan Bilal Karaaslan
2008-2009 Eğitim-Öğretim Yılında Çan MYO

ANKET

Sitemize ne sıklıkla giriyorsunuz?





Tüm Anketler

YASAL UYARI: ALTERNATİF Gazetesi sitemizde yayınlanan her türlü, resim, makale, yazı veya belgenin site yetkililerimizden izinsiz olarak kaynak gösterilerek dahi alınması,
kopyalanması veya yayınlanması yasaktır. Aksi takdirde resmi işlemlere başvurulacaktır.

Erdem Arslan
Bu sistem MyDesign Haber Sistemi ile oluşturulmuş olup, sistemin genel düzenlenmesi, modifikasyonu ve uygulamaları Erdem Arslan tarafından yapılmıştır.