| ||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||
KATEGORİLERHABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR |
Mavruzlu İbram
Şu bayramları neden böyle yaşarız?
Anlamış değilim. Küçüklüğümden beri duyduğum bir söz vardır. Hâlâ daha söylenir. Hiçte güncelliğini yitirmedi. “Bayramlar kazalı olur” Aslında bayramlarda, kaza filan olmaz. Dikkatsiz hareket etmemize bahane olarak uydurmuşuz böyle bir sözü. Peşinden sürüklenip gidiyoruz. Durmadan ölüyoruz. “Acılar” kalıyor elimizde. Bayram günü, bayramlaşmanın ardından gözyaşlarımıza boğuluyoruz. Hızlı giden dikkatsiz araçların çarpışması sonucu “Ahlar vahlar” yükseliyor. Ölen insanlar, yaralananlar, maddi kayıplar... Bayramların, bayramlıktan çıktığı bir acı gün içinde çaresiz kalıyoruz. Bayramlıkları ile birlikte ölen bir insan, kimi üzmez? * Yenice’nin altından geçen Balıkesir-Çanakkale asfaltını herkes bilir. Yol tekrar yeniden yapıldı, düzeltildi (!). İyide oldu (oldu mu?). İnsanların zihniyeti değişti mi? Bence değişmedi. “Dikkatli olmayı” çoktan attık benliğimizden. Paldır küldür gidiyoruz. Yenice’nin içine giren yol kavşakları doğru yapılmış mı? Mehmet Bodur Lisesi’nin yanındaki tali yol kavşağı doğru mu? Nevruz Köyü yolu ağzındaki tali yol ve kavşaklar doğru mu? Ben trafikçi değilim. Değilim de. Çok doğru gelmiyor bana. Yollar eğri olur da, insanlar da eğri. Doğru insan bulmak lazım. Arayın da bulun hadi. Bulursanız bana da haber verin. Vatandaş bayramın birinci günü kurban kesti, etini yedi. Akşam, yol boyları bira kutusundan geçilmiyor. Herkes teyyare. Olmaz ki canım. Böyle yaman çelişki olmaz ki! Ders almıyoruz, yaşanan kötü kazalardan. Çınarcıklı Cemil Arkan’ın 20 yaşındaki oğlu, Hamdibey Caddesi ile Balıkesir asfaltının birleştiği kavşakta öldü. Aynı yerde on gün ara ile iki kaza oldu. 17 Kasım 2010 günü, yani bayramın ikinci günü aynı yerde yine bir kaza. Bu defa meydana gelen kaza çok üzücüydü. İki kişi öldü. Bayram bir kâbusa dönüştü. Yine “Bayramlar kazalı olur” sözü doğru çıktı. Panayır yerindeki kavşak ile Mehmet Bodur Lisesi yanındaki kavşakta meydana gelen kazaları da unutmamak lazım. Yenice’ye giren tali yol kavşaklarında ölen insanların listesini çıkaramazsınız. Hep basit hatalardan, küçük dikkatsizliklerden ve sabırsızlıktan ölüyor insanlar. * Kurban Bayramının ikinci günü meydana gelen kazda, ölen iki kişiyi tanıtayım sizlere. Nevruzlu Ziya Ülke, adlı arkadaş, hastaneye yetişemeden ölen birisi. Yenice’de birçok kişinin tanıdığı bir kişiydi. Zekâ seviyesi yüksek olan bir arkadaştı. Birçok yeni icadı ortaya çıkaracak kadar yetenekli birisiydi. Ziya Abi’yi az çok tanırdım. Çok sigara içerdi. İnovalıların kahvede oyun oynardı, iyi kâğıt gelmezse çok kızardı. Radyo anteninden yaptığı ağızlıkla sigara içerdi. Kızdığında radyo antenini dişleriyle yamultup atardı. Sıra dışı bir adamdı. Kendinden başka kimseye zararı olmayan bir abimizdi. Allah rahmet eylesin. ![]() * Yine bu kazada, yaralanan ve sonra ölen diğer kişi ise “Mavruzlu İbram” Nevruzlu değil, “Mavruzlu” Eskiden köy maçlarında köyün takımını desteklerken herkes “Nevruz! Nevruz!” diye bağırırken, bizim İbram Aga "En böyük Mavruz" diye bağırırdı. Bu kazada bacakları kırılmış. Bacaklarındaki kırıklar parçalı olunca, tehlike anlaşılamamış ve kan kaybından gitmiş İbram Aga. İbram Aga’nın öldüğünü duyan birisi, “Bizim moralimizi yüksek tutan birisi daha gitti aramızdan” diyerek üzüntüsünü samimi olarak ifade edince, İbram Aga’nın bir sözüyle, “70 kere helal olsun” dedim Yenice’ye ve Yenicelilere… Ben biliyorum ki, Yenice’de “kral gibi yaşar” düşkünler, aç olanlar, çaresizler… Yenice’de böyle saf insanların sevdiği, insanlarda vardır. Seyvanlı Selahattin ve Nurettin, Dalak Nihat’ı çok severler. Neden acaba? Nedenin siz bulun. Bizim Mavruzlu İbramAga’nın da adamları vardı. Bu kişiler, İbram Aga’nın dilinden konuşurlardı. İbram Aga’yı aç bırakmazlar. Evine kadar arabalarıyla götürürler. Elbise alırlar. Yemek yedirirlerdi. Cemil Arkan, Bayii Süleyman Acar, Mete Boyuneğmez, Sofularlıların Kahvesindeki müşterilerin birçoğu. Galerici Mürsel Yavuz’un oğulları, elektrikçi Sabri Usta… Bu saydıklarım, Mavruzlu İbram’ı ciddiye alan insanlardı. Beni de severdi. (Ben öyle zannediyordum belki de) Takılırdı bana. “Havanı alırım hoca ha!”derdi bazen. Bazen hiç konuşmazdı. Konuşturmak istediğimde, “Seni mahkemi verim bak!”dediğim de cevap gecikmezdi. “Ben de seni mahkemi verim” der işaret parmağını sallardı. En iyi konuştuğu kişiler bence, Bayi Süleyman Acar ve Cemil Arkan’dı. “Bu hoca ni diyo Sülüman! Bak şu Hoci!” sözü hep kulaklarımda. Tabii Süleyman Abi, İbram’ı destekliyor. Mavruzlu İbram Aga horozlanıyor. Ellerini pantolon ceplerine sokup, pantolonu yukarı çekiyor. Bu bir güç gösterisi, anlayana. Hey gidi hey! Aç olduğunu söylemezdi. Kimseden bir şey istemezdi. Birisi yemek söylerse yerdi. Bazen “çay iççin mi İbram Aga” sorusu karşısında duraklar. Sert bir şekilde sevinerek “İççim söle çabuk” derdi. Çay söylemezseniz, mahkemeye gitme durumunuzda olabilir. En iyi bildiği sayı 70’ti. Kaç şişe şarap içersin İbram Aga? Yetmiş. Bayramda kaç kişi vardı? Yetmiş. İbram Aga yolun üstünde kaç adam dövdün? Yetmiş. Ne kadar para lazım? Yetmiş. * Mavruzlu İbram Aga’yı en iyi güldüren adam bendim. Gazetede onunla ilgili haberleri okurdum yalancıktan. Birde bulmacalardaki soruları öyle bir sorardım ki. Gülerken gülüşünü öyle bir sektirirdi ki, kahvedeki herkes, “Ne diyon da böyle gülüyor bu adam” diye sorarlardı. Alın size gazete haberi, İbram Aga’ya okuyorum. “Mavruzlu İbram, Nevruz yolunda yetmiş ayıyı dövdü” başka okumaya gerek yok. Kahkaha o biçim. Bir de bulmaca sorusu. “Mavruzlu İbramın içtiği şarap tavukkarası mı horozkarası mı?” Kahkaha o biçim. Ortalık yıkılıyor. İbram Aga, yanındakine konuşuyor. “Ule bu hoca kafi yimiş, hiç tavukgarası şarab mı olurmuş” (Ses kayıtları bende var) Ah İbram Aga ah! Birileri kafayı yedi de… Bu sen misin? Ben miyim? O mu? Şu mu? Bu mu? Kim? Valla belli değil. * Şapkasız gezmezdi. Bulduğu her gözlüğü takardı. Güvenmediği ve sevmediği insanların yanında asla durmazdı. Adına Facebook’ta sayfa açılan ve sayfası olan tek Yenicelidir. Onun kafasında dokuz tilki dolanmazdı. Benim de adına şiir yazdığım tek adamdır, "Mavruzlu İbram" Nevruz Köyü’ne, Pazarköy Beldesi Çınar Köyü’nden gelmiş. O Nevruz ile Yenice arasında yaşadı. Hayatı da bu yolda noktalandı. Kötü biten hayatında, hüzünlü bir iz bıraktı bizlerin benliğinde. Akıllı bildiğimiz çok kişiden, daha akıllıydı. O bize çok ders verdi. Ayıdan korkardı. “Nevruz yolunda ayılar varmış. Dallıkta bekliyorlarmış” denildiğinde ciddi ciddi düşünürdü. Biraz sonra birisi ayılar kaçmışlar dediğinde, yüzünde güller açardı. Ağzının içindeki iki çürük dişini göstere göstere gülerdi. “Ayı bana bişi yapamaz. Yardırırım!” diye söylenirdi. Mavruzlu İbram yok artık. 70 kere mekânı cennet olsun. (Onun bildiği sayı bu) Yenice’de güvendiğim tek adam da gitti. Başka “tek” adam yok artık. Gecenin sessizliğinde, Yenice’nin yollarını “yardıracak” bir adam yok artık. ![]() MAVRUZ’LU İBRAM Bir gamsız adamdır, hoştur bakışı. Yaşar Yenice’de, Mavruz’lu İbram. Çocuksudur huyu, bilinmez yaşı. Yaşar Yenice’de, Mavruz’lu İbram. ** Zararsız insandır, masum duruşu. Herkesi sevmesi, omuz vuruşu. Bulunmaz cebinde, üç beş kuruşu. Yaşar Yenice’de, Mavruz’lu İbram. ** Aç gezer istemez, sadece bakar. Gözleri konuşur, bakışı akar. Cigarasını hep, govalak yakar. Yaşar Yenice’de, Mavruz’lu İbram. ** Gülünce çok güler, gülüşü hoştur. Bir lokmacık yeter, gerisi boştur. Herkesin derdi çok, O’nunki yoktur. Yaşar Yenice’de, Mavruz’lu İbram. ** Hep yardırır, çok kabadayıdır. Bir fareden korkmaz, derdi ayıdır. Bazen amca olur, bazen dayıdır. Yaşar Yenice’de, Mavruz’lu İbram. ** Odabaşı güzel, çok hoş delilik. Delilik yoksa, olsun velilik, Gelin biraz arkadaşlık edelik. Yaşar Yenice’de, Mavruz’lu İbram. 10/03/2009/Yenice Mavruzlu İbram’ın köylüsü olan değerli arkadaşım Davut Dirlik, iki mesaj göndermiş bana: 1.Mesaj: “Bir köy gülünü kaybetti. Cenazesi o kadar kalabalıktı ki. Kim bilirdi ki bu kadar seveni olsun. Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun. O hiç büyümedi. Kötülük nedir bilmedi. Hep altı yaşındaki çocuk saflığıyla kaldı. 7 den 77’ye herkesin arkadaşıydı” Davut Dirlik 2.Mesaj: “İmam sordu. Bu mevtaya hakkınızı helal eder misiniz diye. Herkes helal olsun dedi. Ama asıl İbrahim’e sormalıydı. Bu cemaate hakkını helal eder misin diye. Çocukluğumuz gençliğimiz hep onunla eğlenerek geçti. Bilmem o bizlere hakkını helal eder mi?” Davut Dirlik Mavuzlu İbram yok artık. Şuayip ODABAŞI sodabasi-57@hotmail.com (Emeğe Saygı-Tüm Hakları Saklıdır-Bu köşe yazısı çoğaltılamaz ve kopyalanamaz)
Yazdırılabilir Sayfa |
Word'e Aktar |
Tavsiye Et
|
SON DAKİKA HABERLERİ
|
YASAL UYARI: ALTERNATİF Gazetesi sitemizde yayınlanan her türlü, resim, makale, yazı veya belgenin site yetkililerimizden izinsiz olarak kaynak gösterilerek dahi alınması, kopyalanması veya yayınlanması yasaktır. Aksi takdirde resmi işlemlere başvurulacaktır.
|
|||||||||||||||||||||