Gazete Alternatif   140 x 120 Reklam Alanı
Anasayfa | Hakkımızda | Künye| İletişim | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle
Bugün : 30 Temmuz 2010, Cuma Yıl : 13 Sayı : 4958
* Çanda Kitap Okuma Günü  |  * Çanda Tarla Yangını  |  * Kale Grubu, 53 Yaşında...  |  * Kale Grubunun 53. Kuruluş Yıl Dönümü Sünnet İle Başladı  |  * Bakan Özaktan Çanakkaleye İzci Kampı Müjdesi  |  * Pehlivanlar Köy Düğününde Güreşti  |  * Çan Belediye Başkanı Kuzudan Ankara Ziyareti  |  * Çanda Yarı Olimpik Modern Yüzme Havuzu  |  * Çan Taşıyıcılar Lojistik Kooperatifine 80 Tonluk Kantar  |  * Çan MYOdan Emniyet Mensuplarına İletişim Semineri  |  * Eski Mezunlara Plaketli Çağrı  |  * Çan Belediyesinden Geyikli Seferleri  |  * Çan Belediyesinden Kandil Lokması  |  * Çan Kaymakamı Gözenden Berat Kandili Mesajı  |  * Çan Belediye Başkanı Kuzudan Berat Kandili Mesajı  |  * Belediyeden Öğrencilere Ücretsiz Tercih ve Danışmanlık Hizmeti  |  * Çan Belediyesi Kömür Satışına Başladı  |  * Kale Grubu, 53üncü Yılını Kutluyor  |  * Semedeli Göletine 12 Bin Adet Yavru Balık  |  * Çan Fen Lisesi, Eğitim Öğretime Başladı  |  

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Çemberimde Gül Oya

Okunma  Yazar : Şuayip Odabaşı
Okunma  Okunma : 539
Tarih  Tarih : 11 Kasım 2009 19:44

11 Punto 13 Punto 15 Punto 17 Punto

Bir türkünün adı.
Bir Çanakkale/Biga türküsü.
“Kamil Nizam Bigalı” kaynak kişi. Türküyü, “Ahmet Yamacı” derlemiş.
“Çemberimde Gül Oya” türküsü birçok sanatçı tarafından okundu.
Selda Bağcan, bu türküyle tanındı.
“Türk Sineması’nda” birçok filmde kullanıldı, okundu bu türkü.
Türkünün, “Dümbeleği çala çala/Yoruldu bileklerim” kısmında yapılan darbuka gösterisi, türkünün en güzel bölümüydü, filmlerde ve konserlerde.

Türkünün sözleri şöyledir.

Çemberimde Gül Oya,
Gülmedim Doya Doya.
Dertlere Karıyorum,
Günleri Saya Saya.
Al Beni Kıyamam Seni.

Pembe Gül İdim Soldum,
Ak Güle İbret Oldum.
Karşı Karşı Dururken,
Yüzüne Hasret Kaldım.
Al Beni Kıyamam Seni.

Avlu Dibi Beklerim,
Vay Benim Emeklerim.
Dümbeleği Çala Çala,
Yoruldu Bileklerim.
Al Beni Kıyamam Seni.

Bu üç bölümün dışında, “Çan ve Yenice” ilçelerinin köylerinde genç kızların “dümbek” (dümbelek) çalarak söylediği başka bölümleri de (manileri) vardır.

“Yatma yeşil çimene
Uyur uyanamazsın
Yarim benim sevdama
Niçin dayanamazsın.
Al beni kıyamam seni.
Seni gidi yalancı seni” gibi.

Ben bu türküyü ilk defa, Çan İlçesi, “Terzialan Beldesi” kızlarından bir düğünde dinlemiştim. Bu türküyü her dinlediğimde, Terzialan kızları “Yatma yeşil çimene” bölümünü hala bana söylüyorlar gibi gelir. (70’li yıllarda gördüğüm o kızlar, şimdi kesin 60 yaşını bulmuşlardır).
“Çemberimde Gül Oya” Aynı zamanda bir dizi filminde adıdır. 2004 yılında yönetmen Çağan Irmak, 1970’li yıllardaki üniversite olaylarını konu aldığı filme, bu ismi vermiş, film büyük ilgi görmüştür.
70’li yılların olaylarını, o yıllarda herkesin dilinde olan bir türküyle isimlendirmek ne kadar anlamlı. Yönetmen bu işi iyi biliyor demek ki.
**
Gelelim esas konumuza.
Çanakkale ve ilçelerinde, çevre illerde, genç kızların genç evlilerin başlarına örttükleri dört kenarı oyalı (işlemeli) örtülere “çember” denir. Bazı yörelerde yazma derler, “Oyalı Yazma”  Biz de, “Oyalı Çember” Bu işin, geometrideki çember ile alakası yok.
Genç kızların çeyiz sandıklarında olmazsa olmaz tek el işi çalışması,“Oyalı Çember’lerdir” Genç kızlar, yeteneklerini ve el becerilerini bu işle sergilerler.
Oyalı çemberler; “iğne oyası, boncuk oyası, tığ oyası, mekik oyası” olarak yapılmaktadır, Yenice ve köylerinde.
Oyaların motifleri, doğada bulunan bitkilerin yapraklarından ve hayvanların güzelliklerinden alınmıştır hep. Oyayı yapan genç kızın, duyguları da yansıyınca oyalara, güzel bir eser çıkar meydana. Oyalarda, canlı renkler kullanılır.
Çemberi örtünecek kişinin yaşı da önemlidir. Genç kızlar; daha canlı, havalı renkleri, can alıcı çemberleri kullanırken, evli ve orta yaş kadınlar daha olgun gösteren “ağır” oyalar kullanırlar.
Oya yapılacak çemberler(yazmalar) taş baskı ile üretilmiş çemberlerdir. Eskiden Tokat ilinde yapılırmış yazmalar. Şimdi modern baskı teknikleri le yazma imalatı yapılmaktadır. Bursa ili bu işte ustalaşmış durumda.
Şimdilerde, Bursa’dan geliyor yazmalar Yenice’ye.
Yenice pazarında, yazma satan üç esnaf buldum. “El işi göz nuru” oyalı çember sattıkları gibi, fabrika işi oyalı yazmalarda satıyorlar. Birde, yumuşak bir maddeden oyalar yapmışlar. Vallahi, lastikten. Birde boyamışlar.
Kısacası, “Oyalı Çember’de” teknolojiden nasibini almış.
“Çemberimde Gül Oya” günümüzde “Çemberimde Plastik Oya” olmuş.
Yinede sandıklarda, kekik kokulu “Oyalı Çemberler” var.
Neyse, nasıl yapıldığına bakalım bir de oyaların.
Satın alınan çemberin, önce dört kenarı iğne ile çitilir. Çitme işi özenli yapılmazsa çemberin katlanırken kusurları ortaya çıkar. Kısacası uçları birleşmez. Bu da işçiliğin kötü olduğunu gösterir. Çitlenen çembere doğrudan oya yapıldığı gibi, daha önceden zincir şeklinde yapılan oyalarda geçirilebilir. Oya çok iyi ise, kullanılan çember eskiyince oya sökülüp, başka çembere geçirilebilir.
Her oyanında bir adı vardır. Bu oyaların adı köyden köye değişebilir. Değişik isimlerle yapılan oyalar her zaman bulunabilir.
Bazı iğne oyası isimleri şöyledir:
“Bebek Oya-Berber Aynası-Kelebek Oya-Karpuz Çekirdeği-Kasımpatı Oyası-Şimşir Yaprağı-Şeftali Çiçeği-Tekerlek Oya-Horoz İbiği-Şımbıl Oya-Dört Kızarası-Erik Çiçeği-Çam Oya-Kese Oyası-Günebakan Oyası-Patates Çiçeği”
Günümüze uygun bir oya; “Şakşuka Oyası”
Tığ Oyalarından bazıları.
“Biber Oyası-Merdiven Oya-Örümcek Bacağı-Karanfil Oyası-Pul Oyası-Halka Oya-Çarkıfelek”
Boncuk Oyalar.
“Çatal Şiş Oya-Pullu Oya-Kelebek kanadı oyası”
Saymakla bitmeyecek kadar çok oya isimleri var.
Yenice ve köylerinde en geçerli oya çeşidi, “İğne Oyalarıdır”
Son yıllarda “Namaz örtüsü” diye dantel işlemeli örtüler çıktı. Balıkesir Gönen’den gelip alanlar var, bu örtüleri. Gönen’de, “Oya pazarı” var. İyide iş yapıyor. Bu örtüler, Arap ülkelerine gidermiş.
Yenice’de birçok ev hanımı evde boş zamanlarını oya yaparak geçirir. Yaptıkları oyaları, tanıdıkları ile Gönen’e, İstanbul’a satılması için gönderirler. Ya da Perşembe günleri, bu işi yapan pazarcılara satarlar.
Artık bu işleri yapan çok az kişi kaldı. Şimdiki genç kızların bu işlerle ilgisi yok.
Oyalı çemberlerde, tarih olacak bu gidişle.
“Çemberin gül oyası” yetim kalacak.
Köylerde bile, ayağı güllü basma şalvarı, oyalı çemberini “şirbaşı” (şehir başı) bağlayıp hava atan güzeller yok artık.
Geçelim, çemberlerin bağlanış şekline.
Çemberlerin, başa bağlanış şekilleri de farklı farklıdır.
Bir genç kızın çember bağlaması ile evli birinin çember bağlaması farklıdır.
Bu bağlama şekilleri, Batı Anadolu’da, “Yörük kültürünün” hâkim olduğu her yerde vardır. Küçük farklılıklarla, aşağı yukarı aynıdır.
Eskiden düğünlerde, “sepi” serilirdi. Evlenen genç kızın çeyizi herkese gösterilirdi. “Sepi” serilince, en göz alıcı çeyiz parçaları “Oyalı Çemberler” olurdu.
Köy kadınları birbirlerine;
“Aşinge, gödün mü, İbram Dayının gızı nıgıda çog çember oyalamış” diye laf atarlardı.
Çekemeyenlerde;
“Sen Mırtlaz İsmilin gızının oyalanı gömedin dimi. Unun oyaları da eyicene. Hemi de da çog” diye söylenirlerdi.
Kadınlar rekabet oluşturur, ortalığı kızıştırırdı.
Olanda genç kızların, “ellerine ve gözlerine” olurdu.
Dürt babam dürt.
İğneyle, habire kuyu kaz.
Artık meydana çıkıp “Harmandalı” oynayan efelerin başlarında, yavuklusunun hediye ettiği oyalı çemberleri bulmak mümkün değil.
Hangi efe dizini yere vururken, toz kaldırabilir?
Hangi genç kız, başındaki oyalı çemberi ile meydanlarda yiğitleri yere çalabilir?
Ortalığı tozu dumana katan, hangi sevdalar konuşulur günümüzde.
“Şimciki genç gızla, ceb teflonları ilen fingirdeşmekten, çeyiz işlene bakamiyolakine”
“Meydanla da gözel yok gözel!”
Ecüşlere becüşlere kaldı meydanlar. Bir kıyafet kargaşası yaşıyoruz günümüzde.
“Oyalı da yazma başında.
Yavrum kalem oynar kaşında…” türküleri yok artık.
Ne oya kaldı, ne kalem.
Hepimiz olduk birer kelem.
“Çemberin gül oyası da” neymiş.
Kendi kültüründen azıcık anlayan, genç kızlar!
“Analarınızın, ninelerinizin sandıklarına sahip çıkın”
Yoksa, bize bilmediğimiz başka şeyleri de giydirecekler.
Başımıza, bilmediğimiz çorapları örecekler.
İş işten geçmiş olacak.
Orta yerde, “sap gibi” kalacağız.
Hem de bir çemberin içinde.
Alev çemberinin içinde, “çaresiz akrep” gibi.
Çırpınacağız.
Kültürü olmayan bir toplum, kimliksizdir.
Kimliği olmayanlarında, yurdu yoktur.
Kültürünüzü koruyun.
Kimliğinize sahip çıkın.
“Çemberdeki gül oyanın” değerini geç olmadan anlayın.
Geç olmadan!
Geç...


Şuayip ODABAŞI
sodabasi-57@hotmail.com
(Emeğe Saygı-Tüm Hakları Saklıdır-Bu köşe yazısı çoğaltılamaz ve kopyalanamaz)
 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et

SON DAKİKA HABERLERİ

Şaban Karakaya Şaban Karakaya
Yeni Bir Yıl, Yeni Bir Umut...
Şuayip Odabaşı Şuayip Odabaşı
Bizim Gaplar Galeyli
Gülgün Yazıcı Gülgün Yazıcı
Anadolu İnsanının İslam Anlayışı
Mesut Yazıcı Mesut Yazıcı
Bugün Türkiye'de Arapça Öğrenmek Mümkün Değil, Neden ?
Bilal Karaaslan Bilal Karaaslan
2008-2009 Eğitim-Öğretim Yılında Çan MYO

ANKET

Sitemize ne sıklıkla giriyorsunuz?





Tüm Anketler

YASAL UYARI: ALTERNATİF Gazetesi sitemizde yayınlanan her türlü, resim, makale, yazı veya belgenin site yetkililerimizden izinsiz olarak kaynak gösterilerek dahi alınması,
kopyalanması veya yayınlanması yasaktır. Aksi takdirde resmi işlemlere başvurulacaktır.

Erdem Arslan
Bu sistem MyDesign Haber Sistemi ile oluşturulmuş olup, sistemin genel düzenlenmesi, modifikasyonu ve uygulamaları Erdem Arslan tarafından yapılmıştır.